Kurtlar Vadisi Rota mı Değiştirdi Şamil Tayyar’ın yazısından sonra Kurtlar Vadisi’nin kanal değiştirince rota da değiştirdiği yazıldı, çizildi? Peki gerçekte ne oldu? Her zaman böyle olur: popüler bir gündem başlığı köşe yazarları tarafından değerlendirilince “cahillik” ortaya çıkar. Köşe yazarları ile halkın gündeminin örtüşmemesinin bir sonucudur bu. Popüler olan bir şey hakkında o şey popüler olana dek bir şey bilmeyen köşe yazarı, o şeyi değerlendirmeye kalkınca o karanlıkta kalan bölgeyi kendi doldurmaya kalkar. Böyle olunca da o zamana kadarki ilgisizliği, yanlış sonuçlara ulaşmasına neden olur. Anlamışsınızdır zaten, ama meramımı anlatabilmek için isim zikrederek devam edeyim: Şamil Tayyar’ın Kurtlar Vadisi hakkındaki yazısı oldu bütün bunları bana düşündürten. Kurtlar Vadisi’nin ne anlatmaya çalıştığı hakkında yazılan ilk yazı değildi Tayyar’ın yazısı, son da olmayacak. Etraflıca değerlendirilmeye ve alt-metni daha dikkatli okunmaya muhtaç bir fenomen haline çoktan geldi Kurtlar Vadisi. Aylar önce Can Ataklı ve Rasim Ozan Kütahyalı’nın yazılarıyla ateşlenen Kurtlar Vadisi tartışmaları, dizi Doğan Grubuna ait Star televizyonuna transfer olunca tekrar alevlendi. Dizinin konseptinin, Star’da yayınlanmaya başlayınca bir kaymaya uğradığını iddia eden pek çok ses çıktı, bunlar arasında Tayyar en gür şekilde sesini yükselten kişi oldu. Buraya kadar adı geçen herkesin Kurtlar Vadisi’ni ilk bölümden itibaren izleyen sadık izleyiciler olmadığı açık. Ama yine de değerlendirmek istemişler ve hepsi de körün filin tarifi gibi bir yerlerinden yakalamış. Ortaya iler tutar yanı olmayan argümanlar doldu bu nedenle. Kurtlar Vadisi’nin öyküsü, mafyayı çökertmek üzere ismi ve yüzü değiştirilen bir istihbaratçının mafyanın içine sızdırılması ve mafya içinde yükselerek sonunda zirveye çıkması ve belli bir mafya örgütlenmesini çökertmesi üzerine kurulu idi. Bu mücadele esnasında mafyanın yurtdışı bağlantılarının da dikkatini çeken ve küresel bir şebekenin ayağına basan Polat Alemdar “Kurtlar Vadisi” bölümlerinin bitmesiyle misyonunu tamamlamıştı. Daha sonra başlayan Kurtlar Vadisi Pusu, iş ve medya dünyasının mafya ve terör ile irtibatını anlatmaya koyuldu. Dizi devam ederken patlayan Ergenekon soruşturması ve davası, dizinin akışı içinde kendine belirleyici bir yer edindi. Her zaman söylenen yanlışı düzelterek işe başlayalım: Kurtlar Vadisi “polis düşmanı” bir tavır içinde hiç olmadı. Kurtlar Vadisi’nin hiçbir bölümünde polise yönelik art niyetli bir tavır yoktur, dahası dizinin ana karakterleri hiçbir zaman polise ve/veya askere kurşun sıkmadılar, çatışmadılar, hatta bu sebeple bir çok kez yakayı ele verdiler, yaralandılar… Yine herkesin bildiği başka bir yalan ile devam edelim: Dizinin mafyayı özendirdiği ve ulusalcı tezlere destek verdiği söylemine. Dizide mafya her zaman kötülendi, başta uyuşturucu olmak üzere mafyanın faaliyetleri devamlı olarak “mücadele edilmesi gereken suçlar” olarak gösterildi. Ulusalcı tezlere de hiçbir zaman destek olunmadı. Bilakis Kurtlar Vadisi, ulusalcılık temeline oturan derin devletin tasfiye edilmesi gerekliliği üzerinde ilerledi. Dizide derin devlet elemanları hep hayatlarını kaybettiler. Bakınız Aslan Bey ve Gözlüklü Pala. Dizide sivil istihbarata dönük de kasıtlı bir tavır söz konusu olmadı. Her kurum ve her örgütte işbirlikçi ve hain olabileceği tezinden hareketle dizide hem sivil hem de askeri istihbarat içinde rol oynayan anti-kahramanlar yaratıldı. Gelelim can yakıcı iki konuya: İskender Büyük ve Davut Tataroğlu meselesine. İskender Büyük, adı üzerinde, “Veli Küçük” model alınarak geliştirilmiş bir karakter. Ama Veli Küçük’ten ibaret değil, daha karizmatik ve daha güçlü. Ayrıca kariyeri de farklı. İlk başlarda darbe tasarlayıp ülke yönetimini ele geçirmek arzusu taşıyan bir karakter olarak ortaya çıkan İskender Büyük, dizi ilerledikçe aslında kendisinin bir piyon olduğunu fark etmeye başlıyor. Aslında geçen sene ortaya çıkan bu gerçek, nedense dizi Star’da yayınlanmaya başlayınca dikkat çekti. Davut Tataroğlu da Aydın Doğan model alınarak geliştirilmiş bir karakter, bu belli. İlk bölümlerde Türkiye’nin neredeyse bütün ekonomisini, sektörlerini kendi aralarında paylaşmış dört ailenin oluşturduğu kare asın lideri olarak karşımıza çıkan Tataroğlu, Polat Alemdar’ın kendisiyle mücadeleye başlaması ve İskender Büyük’ün ortaya çıkması ile gücünü peyderpey yitirmişti. Ancak Star’daki bölümler ile birlikte Tataroğlu’nun yeniden güçlendiğini görüyoruz, ki bunun da ilk ipuçları geçen sene verilmişti. Kurtlar Vadisi’nin “para” ile yön değiştirdiğini iddia etmek, hem haksızlık hem de diziyi iyi takip etmemek ile açıklanabilir. İşlerin perde arkasında ne döndüğünü elbette bilemeyiz. Ama Soner Yalçın ve Osman Sınav’dan yola çıkarak diziyi kötü lanse etmek pek de dürüst bir tavır değil. Şamil Tayyar, Ergenekon soruşturması ile yıldızı parlayan bir gazeteci, pek çok şeyin ortaya çıkmasında onun çabası yadsınamaz, ama durum böyle diye onun haksız eleştirilerine ses çıkarmadan onay vermek mümkün değil. Her köşe yazarının yakalandığı hastalığa Tayyar da yakalanmış, her gündem maddesi hakkında yorum yapmak, dahası kesin hüküm vermek hastalığı bu. Geçmiş olsun. Stratejik Boyut
|